Sibel Kekilli kimdir

Sibel Kekilli kimdir

Sibel Kekilli porno filmlerde oynadığı için eleştirenlere meydan okudu:

“Siz kendi namusunuza bakın!”

Erkekler hem kınıyor, hem filmlerini arıyor piyasada… Düne kadar hiçbir derdine koşmayan akrabaları, ayıplıyor. Onu Almanya’da kimsesiz bırakan yetkililer birden ödül aldı diye sahipleniyor. Ve Sibel Kekilli soruyor: “Sizce hangimizinki porno?

Üzerinde Almanca ‘Duvara Karşı’ yazan bir tişörtle geldi söyleşiye…
Elinde küçük bir ayıcık taşıyan bir kız çocuğu gibi…
‘Ayıcık’, büyük ödül ‘altın ayı’…
“Küçük kız çocuğu” ise yaşıtlarına göre bir hayli görüp geçirmiş bir star…
Çocuksu yüzü çoğu zaman neşeyle gülümsüyor; sevmediği bir konu açıldığında ise bulutlanıyor.
Hayatı, Duvara Karşı’nın başrol oyuncusu Sibel’inkine öylesine benziyor ki…
Bu öyküde ’60′larda yüzbinlerle Almanya’ya göçmüş koca bir kafilenin serüveni gizli….
Davul zurnayla uğurlanışlarından 40 yıl sonra o koca kafileden geriye, tabutlar içinde ülkelerine dönmüş dedeler, saçlarını, dişlerini Alman fabrikalarında dökmüş babalar ve ne Türk, ne Alman olamayıp arada ezilmiş 3. kuşak gençler kaldı.
Duvara Karşı’daki gençler bunlar…
Fatih Akın’ın deyişiyle “Almanya’nın zencileri.”
O yüzden rap dinliyor, evden kaçıyor, uyuşturucu alıyor, intihar ediyor, porno film çekip para kazanıyorlar.
Sibel’in hayatında 3 kuşak sürmüş ve yüzbinlerce ailenin darmadağın olmasına yol açmış bir fiyaskonun bütün ipuçları gizli.
   
Asıl toplum pornografik
Onunla buluşmaya gittiğimi söylediğimde manidar gülümseyen ve internetten indirdiği fotoğrafları anımsatarak göz kırpan erkek yüzlerinin ima ettiği kız değil Sibel…
Yaşına göre çok olgun, kendine güvenli, dik başlı. Konuştukça her cümlesiyle iki yüzlülüğümüzü yüzümüze vuruyor:
Porno filmde oynadı diye onu lanetlerken karaborsada o filmleri arayanları…
Düne kadar hiç kendisiyle ilgilenmediği halde şimdi birden namus bekçisi kesilen akrabaları…
Sinemasına hiç destek verilmemiş bir yönetmen ödül aldığında “İşte Türk başarısı” diye sahiplenenleri…
Şu sözler onun:
“Ailem bana küs. Haklılar. Onlar için zor, ama neden hiç konuşmadılar benimle… Akrabalarım kızıyor. Ama en zorlu, parasız günlerimde yanımda yoktular. Hastanedeyken de aramadılar. Şimdi porno filmde oynadım diye birden hayatıma müdahale hakları var sanıyorlar. Türk erkekleri hem internetten filmleri izleyip, hem namus bekçiliği yapıyorlar. Geçtikleri mesajları okusam asıl porno neymiş görürsünüz. ‘Kimse kusura bakmasın ama bu benim hayatım, siz kendi namusunuza bakın diyorum’ onlara…”
Sibel anlattıkça, zula bantlarda Alman erkekleriyle sevişen porno-star olmaktan çıkıyor. Anlattığı ikiyüzlüler ise kolektif bir porno filmin iğrenç oyuncularına dönüşüyor.
   
Film mi hayat mı?
Sibel’in hayat öyküsünü Duvara Karşı filminin senaryosuyla yan yana koysanız senaryonun onu anlattığını sanabilirsiniz.
Dedesi Kayseri’den ’60′larda göçmüş Almanya’ya… Ardından ’70′lerde babası gelmiş ikinci kuşak olarak.
Dedesi dönmüş, babası dönmeye niyetlenmiş; üçüncü kuşakta o niyet hepten kaybolmuş.
‘Alamancılar’ın ilk kuşağı tabutlar içinde memlekete döndükten sonra ‘dönüş’ defteri kapanmış.
Sibel, Türkiye’yi özlemeyen bir neslin temsilcisi.
Türkçesi iyi; ama bazen zorlandığı için söyleşiye tercüman istiyor.
4 çocuklu muhafazakâr bir aile içinde dualar öğrenerek ve göz açtırılmayarak büyütülmüş. Almanlardan uzakmış ve onlardan nefret ediyormuş.
Sonra 14 yaşına geldiğinde Alman yaşıtlarının hayatı nasıl özgürce yaşadıklarını fark etmiş. Onlar gibi sinemaya, diskoya gitmek, arkadaş edinmek istemiş. Ailesinden dayak yemiş. Ve Almanlar’a karşı duyduğu nefret bu kez Türklere dönmüş. Bütün gelenek göreneklere karşı bayrak açmış.
(Duvara Karşı’dan bir sahne: Türklerin gittiği bir barda maço Türk gençleri tekme tokat birbirine giriyor. Ortalık kan gölü… Babası “Baskı yapmadığımız için Sibel buralara düştü” diyor. Sibel düzeltiyor: “Baskıdan kaçtım ben… Porno benim isyanımdı”).

Belediye işçisi Sibel
“17 yaşımda 10. sınıfı bitirdim. Daha okumak istiyordum, sınıfın en iyisiydim. Tıp veya hukuk okuyacaktım. Ama istemedi ailem. Çalışmamı tercih ettiler. Belediyede çalışmaya başladım. Çok gururlandılar bundan. Ben de evden kurtuluş olur diye ses etmedim. Her ay maaşımdan 300 Mark yardım ediyordum aileme…”
Sonra belediyede hayatının ilk erkeği Stefan’la tanışmış Sibel… Evlenmeye karar vermiş.
(Duvara Karşı’dan bir sahne: Sibel, tutucu ailesinden kurtulabilmek için hiç tanımadığı alkolik bir gence evlenme teklif eder. Kekilli, Türk kızları arasında böyle danışıklı evliliklerin çok olduğunu söylüyor, ama kendisininki aşkmış.)
Baba, damadı Alman diye istememiş önce. Ama Sibel’in ikizi Alevi bir gençle kaçtığından Sibel’in evliliğine razı olmuş. Sibel, 1999 sonunda babası gurur duysun diye o parasızlıkta bin kişilik bir salonda görkemli bir düğün yapmış. Bankaya 15 bin Euro borçlanmış. Eşinin 12 bin Euro’luk borcuyla, bir hayli zora girmişler. Ve ödeyebilmek için deliler gibi çalışmaya başlamışlar:
   
Temizlikçi, kapıcı, sebzeci
“4-5 işte birden çalışıyordum. Hatta bazen yorgunluktan ofiste uyuyakalıyordum. Sabah 7′den akşam 4′e kadar belediyede çalışıyordum. Sonra sokakta sebze satmaya gidiyordum. Hafta sonları garsonluk yapıyordum. Cuma, cumartesi bir diskotekte kapıcılık yapıyordum. Orada cumartesi sabah 7′ye kadar çalışıyordum. 2 saat uyuyup Pazar sabah 10′da garsonluğa gidiyordum. Arada temizlikçilik de yaptım. Eşim de hem belediyede çalışıp, hem sebze sattığı halde yetmiyordu para… Çünkü kazandığımızın 300 Mark’ını hâlâ aileme veriyordum, destek olarak.”
İşte ‘porno starlığı’ macerası, böyle bir yoksulluğun yorgunluğuyla başladı.
       
Porno yıldızı Sibel:
‘Kendimden tiksindim’
Nasıl başladı porno işi?
Gazetede bir ilan gördüm. ‘İç çamaşırı mankeni aranıyor’ diye. Gidince anladım ki, aslında internette striptiz yapacak birini arıyorlar. İnternette bir uçta bir adam var, öbür uçta sen soyunuyorsun. Kabul ettim.
   
Eşin ne dedi?
Eşim tabii hoşlanmıyordu bundan ama arkamdaydı, hep destekledi beni…
   
İyi mi kazanıyordun?
Yine de yetmiyordu. Sebze meyve satmaya devam ediyordum.
   
Zorlanmadın mı?
Başta tabii çok düşündüm. Ama para ağır bastı. 20 yaşındaydım. Kimse karnımı doyurmuyordu. Bugün beni lanetleyenlerden o zaman para ya da iş istesem verirler miydi? Diğer işler gibi bir iş olarak baktım buna da…
   
Ama orada kalmadı “iş”?
Sonra bir diskotekte striptizciliğe başladım. Go-go girl’lük yaptım (‘Yarı çıplak dans ettim’) Çıplak foto modellik yaptım. Ve gelen teklifler üzerine 2001 sonunda porno filmlerde oynamaya başladım. Stefan’la ilişkimiz o arada bitmişti.
   
Ne kadar sürdü porno işi?
Aralıklarla 6-7 ay. 10′dan fazla film yaptım. Film başına 300 Euro alıyordum. 15 bin Euro’yu topladıktan sonra bırakacaktım. Bankaya her ay 200 Euro borç ödüyordum, ama daha borcun faizini bile bitirememiştim.
   
Nasıl bıraktın?
Vücudum artık yoruldu. Yıprandım, hastalandım midemden, artık dayanamadım. İşten ve giderek kendimden tiksinmeye başladım. İğrendim. ‘Porno star’ diyorlardı bana, ama koca sektör içinde küçücük birisiydim. Fazla para da kazanamıyordum. Bitirdim porno işini… Belediyeden de ayrıldım. Essen’e taşındım. Masada çıplak dans edilen bir kulübün şefliğini yaptım. Olmadı. Bıraktım.. İşsizdim. Eve de dönmek istemiyordum. 22 yaşındaydım, baba baskısına dayanamazdım bir daha…
   
Sonra hiç seyrettin mi o filmleri?
Hayır, hiç seyretmedim.
   

Duvara Karşı’nın oyuncusu Sibel:
‘Alışveriş yaparken artist oldum’
“Bir gün Köln’de alışveriş yapıyordum. Sokakta oyuncu arıyorlardı. Beni çevirip film teklif ettiler. ‘Başrol oynayacaksın’ dediler. ‘Kafanızdan zorunuz mu var’ dedim. ‘Fatih Akın yönetiyor’ dediler. Tanımıyordum. Türklerle ilgim yoktu. Türk gazetelerini, televizyonları izlemiyordum. Kötü şeyler geldi aklıma. İnanmadım önce. Çağırdıklarında erkek arkadaşımla gittim. Artık çok dikkatliydim. Senaryoyu okuyunca etkilendim, benim hayatıma benziyordu. Ciddi bir şey olduğuna inandım. Fatih Akın birkaç sahne çekti. Provalarda onun ve ekibin yarattığı güven hissiyle çok rahattım. Sonunda beni seçti. Film çekimi için 15 yıl sonra ilk kez İstanbul’a geldim. Çok yorucu, fazla stresli, hareketli bir şehirdi. Ezdi beni bu şehir. Bunalıma girdim. Çekimlerde bıçaklama sahnesinde yanlışlıkla bir tekme yiyince apandisitim patladı. Ameliyat oldum. Ama rolle beraber ben de büyüdüm, olgunlaştım. Nasıl filmdeki genç kız, olgun bir kadına dönüşüyorsa, ben de onunla aynı yoldan geçtim film boyunca…”

3. kuşağın temsilcisi Sibel:

‘Kızım pornoda oynamak istese’
Porno film işi nasıl açığa çıktı?
Film ödül alınca Bild’den gelip porno film meselesini sordular. Haber yapacaklarını anladım. Basılmadan önceki gece internette gördüm gazeteyi. Kızdım, üzüldüm, İki gün ağladım. Yaptıkları tam anlamıyla ırkçılıktı. Alman olsam, asla ana babamı aramazlardı. Bütün sıçanlar deliklerinden çıkmaya başladı. Beni hiç tanımayanlar ‘Onun aklı hep starlıktaydı’ filan dedi. Ama ‘Üstesinden gelirim’ diye düşündüm. Geldim de. Bild dışında Alman basını benden yana tavır aldı.
“Seni öldürmeyen seni güçlendirir” derler. Öyle mi oldu?
Aynen.
   
Bundan sonra ne olacak?
Teklif yağıyor. Ama çoğu salakça şeyler. Kimisi soyunacağım filmler öneriyor, kimisi tiyatro, kimisi dizi… Ama artık çok dikkat ediyorum. İyi bir proje olmadıkça girmem. Çok parasız yaşadım, yine parasız yaşayabilirim.
   
Film ve yaşadıkların, Almanya’daki yaşıtların arasında ne etki yaptı?
Genç kızlar cesaretimi övdüler. Dilerim -benim yaptığımı yapmasalar da- onlar da cesur olur, baskılara boyun eğmezler. Belki film 2. kuşağın da bakış açısını değiştirir. Kızları evden kaçmadan onlarla konuşmaya başlarlar.
   
Babanız da başlar mı?
Başlasa da söylemez bana… Ödülü kazandığımda bakanlar arayıp kutladı, babam aramadı. Biliyorum zarar gördüler, ama yine de özür dilemeyeceğim. Çünkü ben suçlu değilim burada… ailem de toplum da suçlu…
   
4. kuşağın geleceğini nasıl görüyorsun? Senin çocuğun nasıl büyüyecek?
Önce hoşgörü içinde… Onu dinleyip anlamaya çalışırım. Bir Türk annesi olduğunu unutturmam, ama Almanya’da yaşadığını hissettiririm. Her derdini paylaşmak isterim.
Yasaklarsam gizli gizli daha çok yapar.
   
Bir gün kızın porno film çekmek istediğini söylerse?
‘Aman ne iyi’ demem, ama ‘bacağını kırarım’ da demem. Çünkü o zaman onu terk etmiş olurum. ‘İyi düşün’ derim; ‘İstiyorsan dene, ama bir problemin olursa bana gel.’

Bu haber 11 Temmuz 2010 tarihinde Admin tarafından Kültür Sanat kategorisi altına yazılmış. 67.439 defa okunmuş ve Yorum yapılmamış

Yorum yapılmamış


Yorum yapın